BAYRAK SALLIYORUM!
Bu oldukça yeni bir hikaye. 29 Ekim, Bağdat Caddesi’nde kardeşim ve eşi ile Cumhuriyet Yürüyüşü’ne katılıyoruz. Ben, kardeşim ve eşi birbirimize mümkün olduğunca yakın durmaya çalışıyoruz. Birbirimizi kaybedersek buluşmamız imkansız. Çünkü etrafımızda binlerce insan var, balık istifi şeklindeyiz. Neredeyse herkesin elinde bir bayrak var, binlerce bayrak ellerde sallanıyor ve her yer kırmızı-beyaz. İnsanlar coşku içinde bayramı kutluyorlar.
Bu kalabalıkta birbirlerine ulaşmaya çalışan insanlar da var. Otobüsün üzerindeki hoparlörlerden yükselen marşlar nedeniyle telefonda görüşmek ise neredeyse imkansız.
Tam yanımızda kırklı yaşlarda bir bey telefonda son derece yüksek bir sesle konuşarak arkadaşlarına bulunduğu yeri tarif etmeye çalışıyor. Belli ki buluşacağı kişiler yaklaşmışlar, ancak oraya ulaşamıyorlar. Biz kendisini rahatça duyabiliyoruz ama o telefonun diğer ucundaki kişiyi duymakta oldukça zorlanıyor.
“Alooo, trafik ışıklarının yanındayım, tam köşede.”
“Seni duyamıyorum, çok ses var, ışıklardayım.”
“Biraz yüksek konuş, duyamıyorum, ben tam ışıklardayım.”
Etrafımızda binlerce bayrak sallanırken yanımızdaki beyden can alıcı cümle geldi...
“Gelince beni hemen görürsünüz, Bayrak Sallıyorum!”