ABİM, ABİM, ABİM / KOLONYA KOKUSU

ABİM, ABİM, ABİM / KOLONYA KOKUSU

Hikayelerin kronolojik bir sıralaması yok, ancak aralarında 4 seneden fazla bir zaman olduğu halde bu iki hikayeyi bir bütün olarak anlatmam gerekiyor.

Ben 8 yaşındayım, kız kardeşim ise 3. Bir yaz günü evdeyiz. Evdeki herkes kendi kendine oyalanıyor. Annem mutfakta, babam işte, kız kardeşim ve ben de oyun peşinde.

Evimizin uzun bir koridoru vardı. Koridorun bir ucu salona, diğer ucu ise çocuk odasına bakardı. Çocuk odasının kapısının tam karşısında ise balkon kapısı bulunuyordu. Tüm kapılar açık olduğunda salon penceresinden balkon duvarına kadar en az 15 metrelik bir koşu pisti. İşte kız kardeşim bu pistte salon penceresinden balkon duvarına kadar koşuyor, geri dönüyor, tekrarlıyor.

Ben de eskiden çok moda olan somya yatağımın çevresindeki ahşap, birbirine geçme şeklinde tutturulan uzun parçalarından birini sökmüş, bir ucunu sandalye, tabure benzeri bir yere dayamış ve bir yokuş elde edip “MatchBox” arabalarımı o yokuştan aşağı kaydırmaca oynuyorum. Gerçekten çok eğlenceli.

Kardeşim koşmaya devam ediyordu. Son turunda tam balkona çıkarken ayağı balkon kapısının eşiğine takıldı ve çok kötü düştü. Düşer düşmez nefesi kesilerek ağlamaya başladı. Hani “katılarak ağlamak” derler ya, tam o şekilde. Annem sesleri duyup içeri koştu. Bu arada kardeşim ara sıra nefes alıp “abim, abim abim...” deyip ağlıyordu.

Sonucu tahmin edersiniz... Annemden okkalı birkaç tokat yedim. Kardeşim “abim, abim abim...” demeye devam ediyor, annem tokat atmaya, ben de ağlamaya...

Kardeşim sonunda “abim, abim, abim yapmadı, ben kendim düştüm!” deyince annemin yüzünde büyük bir pişmanlık ifadesi oluştu. Bana sarılıp beni de teselli etmeye çalıştı. Ancak ben çoktan payımı almıştım.

Sevgili kardeşim, sen de şu lafı bir an önce söylesene, okka altına giden ben oldum...

Aradan yaklaşık 4 sene geçti.

Kardeşim 7 yaşına gelmiş, ben de 12. Ben her zamanki gibi arabalarımla oynuyorum, elime verilmiş eski bozuk radyonun bir parçasını daha söküyorum, nasıl ses çıktığını çözmeye çalışıyorum. Merak işte... Annem yatakta uyukluyor, kardeşim ise okumayı daha yeni sökmüş, annemin yanına uzanmış kitap okumaya çalışıyor. Öyle kitap dediysek “Ali topu at, Oya tut” cinsinden.

Birden aklıma geldi, uyuyan biri kolonya koklarsa ne olur acaba? İçeri gidip kolonyayı aldım, elime döktüm ve elimi annemin burnuna yaklaştırdım. Burnundan derin derin nefes alarak uyuyan sevgili anneciğim ikinci nefesten sonra küçük bir çığlık atarak uyandı, yanında uzanmış kitap okuyan kardeşime sıkı bir tokat attı. Kardeşim durup dururken gelen tokat sonrası ağlamaya başladı. Ben gülmek ve kardeşimin ağlamasına üzülmek arasında gidip geliyorum. Kabul, kötü bir şakaydı ama galiba maç 1-1 oldu...