ANNEANNE NE KIRIYORSUN ORADA?

ANNEANNE NE KIRIYORSUN ORADA?

Yaşımın üç, üç buçuk civarı olması gerek. Babam bir yıl kadar önce işi ile ilgili bir eğitim için İngiltere’ye gitmiş. Dönmesine az bir zaman var. Annem de babamın dönmesine yakın babamın yanına gidiyor, beraber dönecekler.

Sevgili anneannem bana bakmak için bizde kalıyor. İleri yaşına rağmen evin her türlü işi yanında benim azgınlıklarımla da baş etmeye çalışıyor. Ben ise tam bir düz duvara tırmanan çocuk örneğiyim. Koltuklardan koltuklara atlayan, sehpaların üzerinde yürüyen ve salonun bir köşesindeki çift tarafı açık seperatör raflara tırmanan bir çocuk. İşte hikaye bu çift tarafı açık seperatör raf ile ilgili.

Yine rafa tırmanma çalışmaları esnasında rafın üst katlarında duran Afrika yerlisi bir kadın şeklindeki porselen gece lambası bir şekilde arka taraftan yere düştü ve paramparça oldu. Yerler kırık porselen parçaları ile dolu. Anneannem koşup geldi. Ortalığın halini ve kırılan gece lambasını görünce galiba “Küçük bir çocuğa bile sahip çıkamıyorum” düşüncesi ile ağlamaya başladı. Ne de olsa ev ona emanet edilmişti ve bir gece lambası kırılmıştı.

Ben cezalı olarak koltuğa oturtuldum, elime birkaç oyuncak verildi, anneannem ise ortalığı toparlamaya başladı. Kırık porselen parçaları süpürüldü ve çöpe atıldı.

Temizlik faslından sonra anneannem mutfağa geçti. Sanıyorum ki akşam yemeği için bir şeyler pişiriyordu. O sırada belki dalgınlık, belki dikkatsizlik sonucu metal bir tencere kapağı yüksek bir ses çıkartarak yere düştü.

“Ananeee ne kırıyorsun orada?”

Başkalarını sorgulamadan önce kendi kırdıklarını düşünsene be çocuk...