BAYRAM KUTLAMASI

BAYRAM KUTLAMASI

80’li yılların ortaları. Florya’da kamptayız. O dönemlerde şimdi tematik akvaryum olan yerde belediyenin kampingleri vardı. Aslında belediye personeli için kurulmuş, ancak belli bir kısmı kura ile halkın hizmetine sunulurdu. Belediyeye 2 aylık kira yatırılır, sonrasında kura çekimi yapılır, kazanan aileler ise ikişer aylık dönemlerle tatil yaparlardı.

Yaklaşık 7 sene kadar orada yaz dönemimizi geçirdik. Karşılıklı olarak birbirine bitişik 4’lü odalar halinde bir yerleşim vardı. Dolayısıyla “komşuluk” ilişkileri çok ilerlemişti. İnsanlar kahvaltı sırasında birbirlerine çay, yemek sırasında ise o gece yapılan yemekten bir tabak ikram ederdi. O sene bayram tatili kampta olduğumuz döneme denk geldi. Haliyle “bayramlaşma” faslı da gündemdeydi.

Ben tam delikanlı dönemimdeyim. Sabahtan akşama yüzümde maske, ağzımda şnorkel, elimde zıpkın denizde balık peşindeyim.

O bayram sabahı ilk dalışımı birkaç kefal, karagöz ve dil balığı hasılatı ile gerçekleştirdikten sonra odaya döndüm. Bizimkiler “Hadi kurulan, giyin ve komşularla bayramlaş” dedi. Daha balıklar ayıklanacak, temizlenecek ki akşama sofraya gelebilsinler.

Balıkları bir kenara bırakıp ıslak mayomu değiştirdim. Daha doğrusu o sıcakta giyinmek biraz zor geldi. Hemen içeri gidip sadece yaz dönemlerinde kullandığımız fermuarlı bez dolabı açıp içinden babamın bir kravatını aldım. Özenle kravatı bağladım. Üzerimde sadece mayo ve kravat var.

Odadan dışarı çıktım. Annem “Oğlum bu ne hal? Ne yapıyorsun öyle?” dedi. Ben hiç istifimi bozmadan “Anne, komşularla bayramlaşmaya gidiyorum, biraz resmi olmak lazım” dedim.

Annemin ve babamın kahkahaları ortalığı inletirken ben çoktan “resmi bayram” ziyaretlerine başlamıştım.