MANDOLİN DERSİ
İlkokul üçüncü sınıftayım. Pek de mutlu olmadığım özel okuldan sonra devlet okulundayım. Sınıf alışık olmadığım kadar kalabalık. Her kesimden en az 50 öğrenci var diyebilirim. Ortama çabuk alıştığımı hatırlıyorum. Diğerlerine göre daha iyi anlaştığım birkaç yakın arkadaşım bile oldu.
Okuluma gitmek için ana caddeden karşıya geçmek zorunda olduğumdan beni annem götürüp getiriyor. Ara sıra işi olmadığı zamanlarda da babam. Bir gün okulun panosuna bir duyuru asıldı. Öğrenciler için “Mandolin Kursu” açılıyormuş. Cumartesi sabahları okula gelen bir mandolin hocası tarafından ders verilecekmiş. Sene sonunda ise topluca bir konser olacakmış. Babam ilanı görünce hemen beni kursa yazdırmaya karar verdi.
Babam — Bak mandolin kursu varmış. Seni yazdıralım. Hafta sonları ders alıp öğrenirsin.
Ben — İstemem. Ben mandolin sevmiyorum.
Babam — Bir denersin en azından, belki de seversin.
İstemediğim halde mandolin kursuna kaydım yapıldı. Bir yerlerden kullanılmış bir mandolin bulundu ve Cumartesi günleri kursa gitmeye başladım.
Gidiyorum da çok zor bir iş. Aletin üzerinde bir sürü tel, elime tutuşturulan, pena denen bir plastik parçası, karatahtaya çizilmiş beş çizgi üzerine dizilmiş notalar, hepsi çok zor. Özellikle tellere kısa dokunuşlarla yukarı-aşağı hızlı bir şekilde vurarak yapılan “tremolo” denen hareketi yapmam neredeyse imkansız. Sınıf arkadaşlarım yapmaya başladılar bile, ancak ben yapamıyorum.
Cumartesi günleri mandolin kursuna gitmek artık bir işkence haline gelmeye başlamıştı. Üstelik sadece Cumartesi değil, hafta ortası da verilen ödevleri yapmam gerekiyor. Defalarca bizimkilere gitmek istemediğimi söyledim ama dinletemiyorum. İstemiyorum, hoşuma gitmiyor. Bir şeyler yapıp bu mandolinden kurtulmam lazım.
Yine bir hafta ortası verilen mandolin çalışmaları ile uğraşırken nasıl bir ruh haline girdiysem “Yeter artık, mandolin çalmak istemiyorum.” diye ciyak ciyak bağırarak mandolini duvara vurup parçaladım. Annem ve babam koşarak geldiler. Ben ağlıyorum, yerde de paramparça bir mandolin. Babam “Neden böyle bir şey yaptın? Hem ileride sana gitar alırdım ona devam ederdin” dedi.
Bu olay sonrasında müzik hayatım sona erdi. Ta ki liseyi bitirip üniversiteye başlayacağım yaz “Gitar” ile tanışana kadar.