YAKTIN BENİ BE ABİ!
Doksanlı yıllarda oldukça geniş ve çok yakından görüşen bir arkadaş grubumuz vardı. Neredeyse her hafta sonu ya birimizin evinde, ya da dışarıda bir yerlerde buluşup hoşça zaman geçirirdik. Bir de geleneksel 29 Ekim Assos tatilimiz olurdu. Hele bir de 29 Ekim hafta sonuna yakın bir güne denk gelirse 3-4 günlük bir yaza veda tatili olurdu.
Yine bir 29 Ekim tatilinde Assos’da tam sahilde bir oteldeyiz. Ben doğal olarak gitarımı da getirdim. Malum hep beraber çalıp söyleyeceğiz. Otelin iki bina yanında ise bir restoran cafe bar var. Oraya ulaşmak için insanlar kaldığımız otelin önündeki masalar ile otelin giriş kapısı arasından geçmek zorundalar. Restoran sahibi 31 Ekim Halloween (Cadılar Bayramı) için bir sürü hazırlık yapmış. Restoranı türlü cadı maskeleri, iskeletler, bal kabakları ile süslemiş.
Gece başladı. Bir yandan yemeklerimizi yiyor, bir yandan sohbet ediyoruz. Saatler ilerleyince artık çalıp söyleme zamanının geldiği konusu hatırlatıldı. Odaya çıkıp gitarımı aldım ve çalıp söylemeye başladım. Otelin önü de kalabalıklaşmaya başladı. İçeceğini alan komşu otellerin misafirleri, yürüyüşe çıkmış insanlar, hepsi bizim kaldığımız otelin önüne gelip dinlemeye başladılar. Neredeyse yüz kişi otelin önünde. Ara sıra peçeteye yazılmış istek parçaları bile geliyor. Neşeli geçen saatlerden sonra kendimi çok yorgun hissederek çalmayı bıraktım, bir süre sonra da odalarımıza çekildik.
Ertesi sabah kahvaltı esnasında bir bey yanıma geldi. Yandaki restoranın sahibiymiş.
Restoran sahibi — Tebrikler, dün akşam sizi dinledim. Çok güzel çalıp söylüyorsunuz.
Ben — Çok teşekkürler, beğendiğinize sevindim.
Restoran sahibi — Güzel de, yaktın beni be abi! Dün gece için o kadar hazırlık yaptım, müşteri bekledim. Gelenler otelin önünde takılıp kaldı, rezervasyonlar iptal edildi, koca geceyi en fazla on müşteri ile kapattık.