BEN SENİ BİR YERDEN TANIYORUM
Yine bir askerlik anısı. Kasımpaşa’da askerliğim devam ediyor. Teknik Başkanlık denen bir bölümde görevim hiçbir şey yapmamak. Tek sorumluluğum orada olmak. Bölümün başında bir albay var. Hazırlanan yazıları kontrol edip imzalıyor ve gerekli yerlere görev dağılımı yapıyor. Ara sıra kendi rütbesindeki sınıf arkadaşları onu ziyarete geliyorlar.
Yine böyle bir ziyaret sırasında kapıdan giren bir albay yüzüme dikkatlice baktı.
Albay — Ben seni bir yerden tanıyorum.
Ben — Burada görmüşsünüzdür albayım.
Albay — Hayır başka yerden, neyse Mehmet albay içeride mi?
Ben — Evet albayım.
İçeri geçti, kapıyı kapattı ve sohbete başladılar. Yarım saat kadar sonra kapıyı açıp beni çağırdı.
Albay — Buldum, sen her yaz Bodrum’da gitar çalıp şarkı söylemiyor muydun?
Ben — Şeyyy, evet de nasıl tanıdınız beni?
Albay — Bodrum’a gittiğimizde haftada 3-4 kez seni dinlemeye gelirdik.
Bendeki şaşkınlık ifadesini anlatamam. Nasıl tanıdı beni? Ailesi ile her yaz askeri kampta 2 hafta geçirirmiş ve çalıp söylediğim otel çok yakın olduğu için devamlı gelirlermiş.
Albay — Senin evin nerede? İstanbul’da mı?
Ben — Evet albayım, Şişli’de.
Albay — Hafta sonları evci çıkıyor musun?
Ben — Evet albayım, çıkıyorum.
Albay — Şimdi hemen Orduevi komutanını arayayım, yakın arkadaşım zaten, hafta sonları orada çalıp söyle, evci iznini de hafta ortasına aldırırım.
Albay kendince bana iyilik yapma düşüncesinde. Ama benim için güzel bir şey değil ki bu. Zaten neredeyse haftanın 5 günü eve gidiyorum.
Ben — Yapmasak albayım, ben böyle iyiyim. Zaten hafta ortası da evci çıkıyorum.
Albay — Peki nasıl istersen, rahat edersin diye söylemiştim.
Ben — Sağolun albayım.
Dünya ne küçük değil mi? Bodrum’daki otelden, Kasımpaşa’ya uzanan bir tanıma hikayesi. Gitar çalıp şarkı söylemek neredeyse başıma iş açacaktı, kıl payı kurtuldum.