ADI ÇIKMIŞ DOKUZA...
1977 yılıydı yanılmıyorsam. Yaz dönemi, Tekirdağ’da kamptayız. O dönemlerde tam “düz duvara tırmanan” bir çocuk olduğum için adım her yaramazlık içeren olayın içinde yer alıyor, Öyle tanınmışım.
Bir sabah ailece hep beraber kalktık, kahvaltı için yemekhanenin yolunu tuttuk. Herkes tepsisini aldı ve kahvaltılık malzemeler ile doldurdu. Masaya geçtik ve kahvaltıya başladık. Ailece çok güzel sohbet ediyoruz, hatta kahvaltı sonrası keyif çaylarımızı bile yudumlamaya başlamıştık.
Derken babamın iş arkadaşlarından biri sinirli bir şekilde masamıza geldi. Babama söylenmeye başladı. “Senin oğlanı biraz önce benim arabayı çizerken görmüşler”. Babam çayından bir yudum daha alarak “Sabah kalktık, hep beraber buraya geldik, bizimki yanımdan ayrılmadı bile, kim görmüş arabayı çizerken?”. Babamın iş arkadaşı bu cevap karşısında biraz durakladı ve “Bilmem ki bana öyle söylediler” dedi ve özür dileyip uzaklaştı. Yine yapmadığım bir şeyin sorumlusu olmaktan kıl payı kurtulmuştum. Ya kahvaltı sonrası hemen masadan ayrılmış olsaydım? Anlat anlatabilirsen.
Galiba “Adı çıkmış dokuza, inmez sekize” atasözü gerçekten doğruymuş.