KORKUTMAYAN KORKU TÜNELİ
Yanlış hatırlamıyorsam yaşım 13 civarında. Yine Caddebostan’da babaannemin yanında kalıyorum. Her yaz gittiğim için orada da bir arkadaş grubum oluşmuş durumda. Her ne kadar senede en fazla 10 gün kadar beraber olabilsek de, her yaz kaldığımız yerden devam ediyoruz.
Bağdat Caddesi’nin üzerinde, Göztepe’de bir park vardır. O zamanlarda bu parkın olduğu yerde bir lunapark vardı. Lunapark derken, öyle çok büyük değil, bir dönme dolap, çarpışan arabalar, şans oyunları, küçük çocukların bindiği bir atlı karınca ve bir de korku tüneli.
Bir gün arkadaş grubu olarak lunaparka gitmeye karar verdik. Caddebostan’dan Göztepe’ye yürüdük ve içeri girdik. Paramızın yettiğince çarpışan arabalara bindik ve sıra korku tüneline geldi.
Korku tüneli raylı sistemle araba üzerinde gezilen bir yer değildi. Bir kapısından girip yürüyerek diğer kapısından çıkılıyordu. Toplam yürüme süresi ise en fazla 5 dakikaydı. Tünelin dışında oturan ve bilet satan görevli de içeri birileri girdikten sonra duvardan sarkan bir ipi çekip bırakıyordu.
Biletlerimizi aldık ve dört arkadaş korku tünelinin giriş kapısından içeri girdik. İçeride neler ile karşılaşacağımız ise meçhul. İçerisi oldukça karanlıktı, birkaç metrede bir çok düşük güçte lambalar ile aydınlatma yapılıyordu. O aydınlatma ise acemice yapılmış ve duvarlara asılmış iskeletleri ve garip yaratıkları görmemizi sağlıyordu. Duvarlara asılmış birkaç maske de vardı. Yol üzerinde bir bölgede ise yere sünger döşenmişti. Sanki bataklığa girmişiz hissi vermek için. Yürümeye devam ettik. Köşeyi dönünce karşımıza hareketli bir goril çıktı. Gorile bağlı olan bir ip duvardaki delikten dışarı çıkıyordu. Kapıdaki görevli de içeri girenlerin oraya kadar gitme süresini hesaplayıp gorili oynatarak korkutmaya çalışıyordu. Neredeyse korku tüneli değil, komedi tüneli. Korkmak için girdik ama gülüp duruyoruz.
Derken tünelin sonuna geldik. Korkmak için girdik ama korkmamıştık ki. Ani bir kararla geri dönüp ters yönde, girişe doğru yürümeye başladık. Belki bu kez korkarız. Hem o kadar para verdik, içeride biraz daha süre geçirmek lazım.
Girişe gelince dönüp tekrar çıkışa doğru yürümeye başladık. Gorilin yanına geldik ama bu kez goril hareket etmiyordu. Bir kenara oturup karanlıkta sohbet etmeye başladık.
Aradan 15 dakika kadar geçti. Birden tünelin çıkış kapısından bir ışık bize doğru gelmeye başladı. İşte tünelin sonundaki ışık, korkacağız galiba. Işık yaklaştıkça “Çocuklar, neredesiniz? Bir şey mi oldu?” diye korku dolu ve endişeli bir ses duymaya başladık. Ve tam karşımızda elinde fenerle bize bakan görevli.
İçeri girdikten sonra yaklaşık 5 dakika içinde çıkmamız lazım ama yarım saattir bizden haber yok. Görevli de merak etmiş, eline feneri almış, çıkış kapısından girmiş bizi arıyor. Zamanın nasıl geçtiğini anlamadık ki. Oturmuş konuşuyorduk. Biz önde, görevli arkada çıkışa yöneldik ve tünelden “çıkartıldık”.
Korkmak için girdiğimiz tünelde korkmadık, güldük. Ancak gerçekten korkan biri vardı. İçeri girdikten sonra sırra kadem basan dört çocuktan haber alamayan ve panik halinde onları aramaya çalışan lunapark görevlisi.