RAKI ŞİŞESİNDE BALIK OLSAM
“Eskiler alıyorum
Alıp yıldız yapıyorum
Musiki ruhun gıdasıdır
Musikiye bayılıyorum
Şiir yazıyorum
Şiir yazıp eskiler alıyorum
Eskiler verip musikiler alıyorum
Bir de rakı şişesinde balık olsam”
Orhan Veli Kanık
Herhalde 10-11 yaşlarındayım. Babamın çalıştığı sigorta şirketinin Tekirdağ yakınlarında bir kampı var. Şirket çalışanları her yaz 15’er günlük dönemler halinde tatil yapıyor. Haliyle biz de ailece her yaz gidiyoruz. Kamp dediysek öyle çok lüks bir yer değil. 3-4 kişilik odalar, topluca kullanılan bir yemekhane, genellikle poker ve konken oynanan bir oyun salonu, geceleri o zamanın güncel müziklerinin çalındığı, kapısında “Taverna” yazan diskotek tarzı bir yer, market görünümünde fakat çok az ürünün bulunduğu, en fazla satılanın da alkollü içecekler, özellikle Tekirdağ rakısının olduğu bir kantin, kantinin hemen girişinde de kamp sakinlerinin her zaman soğuk su içebilecekleri bir su sebili. Su sebili ama şimdikiler gibi değil. Buzdolabı görünümünde, ön tarafında çevirmeli muslukları olan, üst tarafındaki kapaktan da su doldurulan bir soğutucu.
Kampın 150 metre kadar yakınında bir dere var. Kış aylarında denizle birleşiyor, yaz aylarında ise denizle bağlantısı kesilip denize yakın kısımda bir gölet oluşturuyor. Dere içinde gezen küçük balıklar var. Kefal ya da sazan yavruları olsa gerek. Kamp çocukları olarak ara sıra dereye gidip tülbent kullanarak küçük balıkları yakalıyoruz, su dolu şişelerin içinde akvaryum görüntüsü vererek beslemeye çalışıyoruz.
Fikir tam olarak benden çıkmadı ancak arkadaşlarımdan biri yakalanan balıkları su sebiline atmayı önerdi. Durur muyuz? Öneri hemen uygulandı. Balıklar üst taraftaki kapaktan içeri atıldı. Biz göremesek de su sebilinin içinde 10’dan fazla balık yüzmeye başlamıştı.
O günün akşamında, yemekhanede alkol tüketiminin tavan yaptığı bir ortam. Kamp sakinleri yemek yiyor, sohbet ediyor, kadeh tokuşturuyor. Kafayı iyice bulmuşlar. Şarkı söyleyenler, fıkra anlatanlar, bağıranlar. Masadaki sürahi boşaldıkça sebile gidip dolduruyorlar.
İlerleyen saatlerde iyice sarhoş olmuş kamp sakinlerinden biri “Ya ben kalkıyorum artık, daha fazla içmeyeyim, sürahinin içinde yüzen balıklar görmeye başladım” diyerek odasına çekilmek üzere masayı terk etti. Rakı şişesinde balık olamadı, sürahide oldu...