SANDAL SEFASI

SANDAL SEFASI

Çocukluğumda yaz tatillerimin bir hafta kadarı Caddebostan’da geçti. Yaşım 13 civarında sanıyorum. O zamanlar Caddebostan bir “sayfiye” bölgesi. İnsanlar yaz dönemlerinde Caddebostan, Suadiye, Dragos gibi yerlerdeki yazlık evlerine gidiyorlar.

Caddebostan’da sahilde yan yana iki plaj var. Bazı günler yürüyerek oraya gidip “duhuliye” ücretini ödeyip denize giriyoruz. Şu anda büyük bir marketin bulunduğu yerde ise Caddebostan Maksim gazinosu var. O dönemin bütün ünlü şarkıcıları sahne alıyor. Hafta ortası bir gün erken saatte “Kadınlar Matinesi” var.

Gazinonun hemen yanında ise saatlik sandal kiralayan birisi var. Kaç saat kiralayacaksanız ödemeyi yapıp sandalı alıyorsunuz, biraz açığa gidip daha temiz bir yerde denize girip güneşleniyorsunuz, saat dolunca da sandalı geri getirip, teslim ediyorsunuz. İşte hikaye bu sandal kiralayan yer ile ilgili.

Caddebostan’da senede ancak bir iki hafta görüşebildiğim, benimle aynı yaşta bir arkadaşım var. Adı Mehmet. Çok iyi anlaşıyoruz. Bazen beraber plaja gidip denize giriyoruz. Yine sıcak bir yaz günü denize gitmeye karar verdik. Plaja doğru yöneldik.

Mehmet — Ya gel bugün sandal kiralayalım, açığa gidip orada denize gireriz.

Ben — İyi de bende çok para yok, sende ne kadar var?

Mehmet — Bende de biraz var, birleştirip sayalım.

Paralarımızı birleştirdik ve saydık. Ancak 1 saat kadar sandal kiralayabiliyoruz. Sonrasında geri getirmemiz gerekiyor.

Ödemeyi yapıp sandalı bir saatliğine aldık. Ancak ikimizin de cebinde hiç para kalmadı. Açığa doğru kürek çekip ileride büyük teknelerin bağlandığı dubanın yanına geldik. Sandalı dubaya bağlayıp deniz sefasına başladık. Dakikalar geçiyor, bir saat dolunca geri gitmemiz gerekiyor. Ancak saatimiz yok. Yan taraftan geçen bir sandaldaki amcaya saati sorduk. Sandalı alalı neredeyse 3 saat olmuş. İkimizi de bir düşünce aldı. Sandalı geri götürünce ödeyecek paramız yok. Adam kızacak, belki de bizi dövecek. O yaşlarda insan düşünemiyor ki.

Mehmet — Suadiye’ye doğru kürek çekip gidelim. Orada bir iskele buluruz, sandalı bağlayıp yürüyerek döneriz.

Ben — Ya olmaz ki, sandalı geri vermemiz lazım.

Mehmet — Ya adam bizi döverse?

Sonuçta Suadiye tarafına doğru gitmeye karar verdik. Bir küreğe Mehmet geçti, diğerine ben. Çocuk halimizle kürek çekerek uzun bir mesafe gittik, bir iskele bulduk, sandalı bağladık ve yürüyerek eve döndük.

Eve dönünce babaannem kızarak nerede kaldığımı sordu. Ben de saf saf tüm olanları anlattım. Tabii ki evde bir çıngar koptu. Nasıl böyle bir şey yaparmışım? Sandalı götürüp parayı sonra verebilirmişim, adamın sandalını çalmış gibi olmuşum. Tamam da, 13 yaşındaki bir çocuk bu kadar detayı nasıl düşünsün? Aklındaki tek kavram sandalcıdan yiyeceği dayak.

Aynı sitede oturan ve sandal kiralayan adamı tanıyan gençler gidip durumu düzelttiler. Öğrendim ki sandal tarif ettiğimiz yerden motor ile alınıp geri getirilmiş.

Ertesi sabah apar topar Şişli’ye, eve geri gönderildim. O yaz bir daha Caddebostan’a gidemedim.