KUM SAATİ

KUM SAATİ

Yirmili yaşların ikinci yarısı, yabancı bir şirketin IT departmanı. Telefonum çaldı. Muhasebe departmanından bir hanım bilgisayarında sorun olduğunu iletti, yazıcıyı kullanamıyormuş, yardımcı olup olamayacağımı sordu. Kısa bir süre içinde yanında olacağımı söyledim ve bir üst kattaki muhasebe departmanına gittim. O dönemlerde Windows ’95 bile piyasaya çıkmamış, neredeyse tüm bilgisayarlarda Windows 3.1 yüklü, DOS komutu ile çalıştırılıyor.

Bilgisayardaki yazıcı sorunu ile ilgilenirken yan masadaki hanımın mouse’unu yukarı aşağı sert hareketlerle havada salladığını gördüm. Pek önemsemedim çünkü kullanılan mouse’lar şimdiki gibi laser teknolojisine sahip değil. İçlerinde lastik kaplamalı ağır bir top var. Mouse hareket ettirildiğinde top da yan taraftaki silindirleri çevirip mouse okunun hareket etmesini sağlıyor. Haliyle top ve silindirler zaman içinde toz ile kaplanıp tutukluk yapıyor. Açıp temizlemek lazım, ancak buna zaman yoksa mouse’u sallayarak geçici bir çözüm üretilebiliyor. Ben de mouse’u sallayan hanımın amacının bu olduğunu düşünmüştüm. Bu arada sorunlu bilgisayar ve yazıcıyı hallettim. Sadece kasa üzerinden yazıcının data kablosu çıkmış.

Tam kendi yerime dönmek üzere hareketlenmişken mouse’u sallayan hanımın hala devam ettiğini gördüm. Bilgisayarı ile ilgilendiğim hanım diğerine “Ne oldu? Neden mouse’u sallayıp duruyorsun?” diye sordu.

Ekrandaki kum saatinin kumları çabuk dökülsün diye sallıyormuş!... Gülmemek için dudaklarımı ısırarak oradan ayrılıp yerime döndüm…